Düşünme Üzerine Düşünmek
Tüm insanlığın ortak özelliği “düşünme”. Böyle diyince bir garip oldu. Madem herkes düşünebiliyor, o zaman dünya üzerinde neden bu kadar çatışma var niye insanlar birbirine karşı bu kadar tahammülsüz ve anlayışsızlar ? Aslına bakarsanız burada biraz tıkandım. Çünkü düşünme üzerine düşünürken bu sorular farklı şeyler düşünmeme neden oldu. Kendimi bir anda kaotik bir halde buldum düşünsel olarak. Bu da düşünme eyleminin doğal bir sonucu kimi zaman maalesef kimi zaman iyi ki.
Düşünme, genellikle bir problemle başlayan ve çözümle sonuçlanan zihinsel bir süreçtir deniyor. Çok geniş anlamda bu böyle. Yoksa düşünme için illa bir problem olmasına da gerek yok. Neticede problem olmadan da bir çok şeyi düşünebiliriz. Mesela özlenen birini düşünmek. Birinden uzak kalırsın ve duyduğun veya gördüğün bir şey onu hatırlatır. Başta onun yüzünü hayal edersin sonra birlikte geçirdiğiniz vakitleri, bir zamanlar anken anı olan yaşananları. Bunun neresi problem ve sonucunda bulduğum çözüm ne? Şimdi şöyle diyenler de olacaktır “Özlediğin zaman onu görememen, duyamaman, ona dokunamaman vs. bunlar problem, görmek için yaptığın planlar da çözüm”. Doğru, bu şekilde düşünürsek var. Peki ya bu düşünme problemi çözmeye yönelmez de o kişinin varlığından yoksun olduğun gerçeğine yoğunlaşınca ne olacak, derin bir ızdırap değil mi? İşte bu noktada yukarıdaki internetten bakıp yazdığım tanım yetersiz kalıyor. Bu tanım senin benim gibi birinin zihninden çıkmış düşünme üzerine yapılabilecek tonlarca tanımdan yalnızca biri. Senin bile aklında birden fazla tanım oluşabilir. O kadar geniş bir alandan bahsediyorum.
Kendi tanımıma gelecek olursam bence düşünme, bir şey üzerine bazen derin bazen yüzeysel, her zaman bir çözüme varma amacı taşımayan, kişinin yalnızca kendisine ait olan ve bu özelliğiyle her insanı ayrı kılan zihinsel bir eylemdir diyebilirim. Benim savunduğum şey hiç kimsenin aynı düşünceye sahip olamayacağıdır. Bir kişi benim düşüncemin aslına benzer düşünebilir ama aslını asla düşünemez. Bazen aynı şeyi düşündüğümüzü zannettiğimiz anlar olabilir ama bu tamamen düşüncesini daha önce dile getireni zihnimizin “hemen hemen böyle işte” diyerek daha fazla uğraşmamak adına karşı tarafı onaylama durumudur. Çünkü düşünme dediğimiz şey bazen o kadar yorucu oluyor ki beyin bir an önce buna bir son verip dinlenmek istiyor. Olay bundan ibaret.
Düşünmenin bir diğer özelliği de kişinin karakteri ve yaşantısı konularında belirleyici bir öneme sahip olmasıdır. Kısaca iyi ve güzel düşünen pozitif, enerjik ve mutlu olurken; kötü ve olumsuz düşünen agresif, negatif ve mutsuz olur diye genel bir kanıya varmak çokta yanlış olmayacaktır. İnsanın en büyük savaşı kendisiyle verdiğini de düşünürsek zihninde bu savaşta yenilgiye uğrayan için hayatın çekilmez olacağı da aşikar.
Düşünme hem çok basit hemde komplike bir yapıya sahip olduğu için düşün düşün işin içinden çıkılmaz. Bu neyi düşürsek düşünelim böyle. O yüzden bazen düşünmenin yelkenlerini hayatın akışına teslim etmeli ve özgürlüğün tadını çıkarmalı. Unutmayalım ki çok düşünmek kişinin kişisel olarak özgür olmasının önündeki en büyük engeldir.
Bir türlü özgür olamayanlara selam olsun. Sağlıcakla kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder